Çarşamba, Şubat08, 2012
Custom Search

Yalıkavak Tarihçesi

Yalıkavak ve Bodrum TarihçesiYalıkavak ve Bodrum Tarihçesi Yalıkavak'ın tarihçesini Bodrum yarımadasının tarihinden soyutlayarak aktarmak mümkün olmadığından bu bölümde yarımadanın tarihçesine kısaca bakılacaktır.

 

Halikarnassos doğumlu Herodotos, bu günkü yarımadanın tarihini M.Ö. 1000 yıllarına dayandırıp Karya ve Leleglerin buranın yerlisi olduğunu anlatır. 5000 yıllık Karia geçmişine sahip olan Muğla Bölgesinde, Bodrum yarımadasında da aynı sürece ait veriler bulunmaktadır (Bean, 2000;2). Karia'lıların kim oldukları, nereden geldikleri ve ne zaman gelerek bu bölgeye yerleştikleri konusunda çok fazla tartışma olmasına rağmen eski Yunanlılar Karları, Leleg ve Pelasg'larla birlikte Anadolu'nun en eski halklarından birisi olarak kabul ederlerdi.

Yalıkavak ve Bodrum Tarihçesi

Ünlü tarihçi Herodot'a göre Karia'lılar anakaraya adalardan gelmişlerdir. Eskiden Leleg adı altında adalarda Girit Kralı Minos'un uyruğunda yaşayan Karlar, vergi vermez, vergi istendiği zaman Kral Minos'a, vergi yerine gemilerde çalışacak adamlar gönderirlerdi. Askerliği kendilerine meslek edinmiş olan Karialılar, Herodot'a göre paralı asker olarak Mısır ve İonya'da savaşmışlar ve “Tehlikeye Kar'ları Sürmek” atasözünün kaynakçası olmuşlardı (Kızıl, 2002: 5). Homeros'un Iliada eserinde, Truva savaşının anlatıldığı bölümde, Karia'lılara rastlanır. Karia'lılar, Homeros'a göre, Kral Priamos'un yanında savaşan Asya kökenli bir ulus olup, Batı Anadolu'da “kıyılara yakın” yerlerde yaşarlar. Ünlü tarihçi Heredot'ta bu savı doğrular niteliktedir. Herodotos ayrıca, yarımadanın kıyı kesimlerine “Dorların ” yerleşerek burada koloni kenti kurduklarından söz eder(Adıyeke, 1994: 11).

Yalıkavak ve Bodrum Tarihçesi

Yalıkavak yarımadasının da sekiz Leleg yerleşiminden birisi olduğu ve Myndos topraklarında olduğu bilinmektedir. Milattan Önce 5 ve 4. yüzyılda Myndos toprakları içinde adı geçen yerleşimlerin içinde, Pasanda adı da geçmektedir. Emine Küçük, Karya-leleg yerleşim yerlerinden olan Karyanda adlı antik yerleşimin Küdür Yarımadası (Sandıma) olduğunu düşünmektedir (Küçük, 2001; 10-12).

Yalıkavak ve Bodrum Tarihçesi

MÖ. 2. binin sonunda Batı Anadolu sahilleri Yunanistan'dan yoğun göç almıştır. Karialılar, göçlerin sonucu olarak bölgenin iç kesimlerine doğru çekilmiş ve dağların eteklerinde birbirinden uzak olmayan köylerde yaşamaya başlamışlardır. MÖ. 6. yüzyıl boyunca Lydia Krallığı hakimiyetinde kalan Karia, Pers Kralı Kyros'un bu yüzyılın ortalarında Lydia Kralı Kroisos'u mağlup etmesinden sonra bütün Anadolu ile birlikte fazla bir direnç göstermeden Pers krallığının egemenliği altına girmiştir. Karya şehirleri ödedikleri vergilerin yanı sıra gerektiğinde Pers Kralına gemi ve asker temin ediyorlardı. Otonom olan bu şehir devletleri Perslerin destekledikleri Tyran veya yerli beylerle yönetiliyorlardı. Yunan galibiyetiyle sonuçlanan MÖ. 479'daki deniz savaşından sonra kurulan Attik-Delos deniz birliğine Karya şehirleri MÖ. 466 yılında girmişlerdir. Ancak, MÖ. 386'da Sardes'te, Yunanlılar ile Persler arasında yapılan barış anlaşması sonucunda Yunanlılar, Perslerin Küçük Asya'daki hakimiyetlerini tanımışlar ve Karya'yı Lydia Satraplığından ayırarak bağımsız bir satraplık yapmışlardır. Satraplığın başkenti Mylasa, satrabı ise Mylasa'lı Hyssaldomos olmuştur. Büyük İskender'e kadar satraplık bu sülalenin elinde kalmıştır (Kızıl, 2002: 4-9).

Yalıkavak ve Bodrum Tarihçesi

MÖ. 377'de Mausolos Karia satrapı olduğunda, bağımsız bir yönetici oldu ve Karia'yı “Hellenleştirme”ye çalıştı (Bean, 1987: 16). Mausolos, Halikarnossos'u genişletmesine rağmen, Mylasa, MÖ.367'ye kadar başkent olarak kalmış; ancak, başkent bundan sonra Halikarnossos'a taşınmıştır (Freeley,2002:179). Mausolos'tan sonra, çocuğu olmadığı için, yerine geçen karısı Artemisia (MÖ 353), kısa bir süre tahtta kalmış ve ani ölümünün ardından satraplık yeniden el değiştirmiş ve İdrieus başa geçmiştir (MÖ 351-344). İdrieus hastalanıp ölünce yerini önce karısı Ada almış, Hekatomnos'un, Pers yanlısı olan üçüncü oğlu Pixodoras, daha sonra, Ada'yı Halikarnassos'un dışına sürgün ederek yönetimi ele geçirmiştir (Akurgal, 1995: 26).

MÖ. 333'te bölgeye giren Makedonya Kralı Büyük İskender, Perslerin buradaki hakimiyetine son vererek bölgeyi yakıp yıkmış ve yönetimini sürgündeki Ada'ya bırakmıştır(Bean, 1987: 17). İskender'in MÖ. 323'teki ani ölümüyle birlikte, imparatorluk onun dört generali tarafından paylaşılırken Karia, Kilikya Satraplığını alan Philotos'ın oğlu Assandros'a bırakılmıştır. Üçüncü yüzyılda Mısır Krallığının yönetimine giren Halikarnassos, daha sonra Mısır'ın gücünün azalması ile, önce Rodosun, ardından Makedonyalıların, ardından da Suriyelilerin idaresine girer. M.Ö. 190'da Suriye Kralı Antiokhos'u yenilgiye uğratan Roma, Karya'yı özgür kılar. Bergama Kralı III. Attalos, Bergama Krallığını Roma'ya miras olarak bırakır. Bundan sonra Roma İmparatorluğuna bağlı Asya eyaletinde küçük bir kent olan Halikarnasos, M.S. 3. yüzyıla kadar barış içinde varlığını sürdürür.

Roma İmparatorluğunun bölünmesinden sonra Doğu Roma İmparatorluğuna bağlanan ve Konstantine'nin Hristiyanlığı kabul etmesiyle piskoposluk olan Halikarnasos, daha sonra Bizanslıların egemenliği altında kalır. M.S. XI yüzyılda Selçukluların eline geçtiyse de Bizanslı tarihçiler, Karia'nın tamamen XIII. Yüzyılın ikinci yarısında elden çıktığını söylemektedirler (Adıyeke, 1994: 11). 1261 yılında Selçukluların zayıflaması üzerine Menteşe Beyliği'nin egemenliğine giren bu bölgede, sadece yarımada Rodos Şövalyelerinin elinde kalır. Kanuni'nin Rodos seferiyle, Halikarnassos Osmanlı topraklarına geçmiştir (Muğla Valiliği, 1998: 79). Yarımadanın Türklerin eline geçmesi ile birlikte, Yalıkavak bölgesine Türklerin yerleşimi XVI. Yüzyılın ortalarında Sandıma'da başlamıştır.

Özel Tekne Kiralama, Rent a Car, Bodrum Havaalanı Transferi

English Dutch German Italian Russian Spanish Ukrainian Turkish

BODRUM

Homeros'un 'Ebedi mavilikler ülkesi' dediği Bodrum, önceki adıyla Halikarnassos, tarih boyunca paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir yer olmuştur. Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi ve iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize inen daracık sokakları, şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü bir yöredir.