ÇÖKERTMEGökova Körfezinde Mavi Yolculuğa çıkan yolcuların vazgeçilmez durağı “ÇÖKERTME”
ÇÖKERTMEGökova Körfezinde Mavi Yolculuğa çıkan yolcuların vazgeçilmez durağı “ÇÖKERTME” Ören Beldesine bağlı şirin çökertme köyü bahtsız aşıkların türküsü, şimdi ise mavi yolculuğa çıkıp da doğal limandan çökertmeye gelen turistlerin dilinde dolaşıyor. Çökertmenin ün almış sohbeti sadece türkülerden kaynaklanmıyor. Denizden gelen yolcuları büyüleyici coğrafi bir özelliğe sahip. Yat ile yaklaşırken yeşil çam ormanı ve uçsuz bucaksız girintili koyları gelen misafirleri kucaklıyor. Gün batımını seyretmek ve kıyıdaki balıkçı restaurantlarında pişen tangri ve snaritin tadına doyum olmuyor. Doğal liman olan çökertme koyu Mavi yolculuğa çıkan yatların ilk yada son durakları oluyor. Çökertme'den çıktım da Halil'im aman başım selamet Bitez de Yalısı'na varmadan Halil'im aman kopdu gıyamet Arkadeşim İbrahim Çavuş, Allahına emanet Burası da Asbat değil Halil'im aman Bitez Yalısı Cigerine ateş saldı aman gurşun yarası Gidelim gidelim Halil'im Çökertme'ye varalım Golcular görürse Halil'im derelere gaçalım Teslim olmayalım Halil'im, aman gurşun saçalım Burası da Asbat değil Halil'im aman Bitez Yalısı Cigerime ateş saldı aman gurşun yarası Güverte gezeriken aman gundram kaydı İpekli mendilimi örüzger aldı Çakırda gözlü Güssün'ümü Çerkez Kaymakam aldı Burası da asbat değil Halil'im aman Bitez Yalısı Ciyerime ateş saldı aman gurşun yarası İkide keklik bir kayada aman aman ötüyor. Ötme de keklik derdim çoktur, aman bene yetiyor Halil'im de bu ayrılık amman böyle mi bitiyor Burası da Asbat değil Halil'im aman Bitez yalısı Ciyerime ateş saldı aman gurşun yarası Çökertme'nin Hikayesi Çökertme Türküsü'nün şimdikinden biraz daha farklı olan ilk sözlerini "Çakır Güssün'ün uydurmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Bu türküyü Halil Efe'nin ölümünden sonra iki ay kadar kaldığı Ali Onbaşı (Sarsılmaz)'ın evinde ilk olarak onun ağlayarak söylediği rivayet olunur. Yakını Köroğlu (Hasan Hüseyin Salım) türküsünün bügünkü düzenlemesi yapmıştır. ÇÖKERTME TÜRKÜSÜ'NÜN ÇAKIR GÖZLÜ GÜSSÜN'Ü Bilinen iki Çakır Güssünün'den biri Kocaaa Güssün (Gerişli ya da Küdürlü Güssün) digeri de esas olan Ali Gallem'in eşi Hevse Alegöz'dür. Yıllarca gizledikten sonra kendisine "Çakır Güssün dendiği açıklayıvermiştir. O, annesiyle birlikte Çerkeş Kaymakam'ın hizmetçiliğine yapmıştır. Halil Efen'nin ölümünden sonra bir gün, Yeni Cami'nin batısındaki Rüştiye binasının dibinde, başında kırmızısı fıtası, sol ayağı çemperisiyle sarılı görülen bir kadının "Çakır Güssün" olduğu söylenir. Datça'ya sürüleceği rivayet olmuşsa da, o kardeşi Şer Mehmet Kapta'ın kayığıyla Marmaris'e geçmiş, birkaç yıl sonra da Bodrum'a dönmüştür. Dağlarda efelik yapan Çingen Halil'in bir düğünde karşılaştığı güzeller güzeli Çakır Güssün ile kaçıp gizlenmekle geçen son günlerinin hikayesidir. Kızkardeşini yakarak öldürdüğü, Rum kontrubatçılarla işbirliği yaptığı ve Yaka köyü baskınında da Kör Bayram'ı öldürdüğü için Bodrum Hapishanesi (Kale)2nde yedi yıl yatan Halil Efe 1318'de biten hapisliğinden sonra yaşamını "Akçalan"da sürdürmeye başlar. Çakır Güssünle karşılaştığı Karakaya düğünü daha sonra yine kanunla başının derde girmesine neden olan olayın başlangıcı olur. Bu düğünde herkesin Çakır Güssün'ün peşinde görür ve "o'nu artık başka kimse alamaz" düşüncesiyle anındaki Çırkanlı (Konacık) bir deveciye (Hacı Palya) evlendirir.Daha sonra O'nun Güssün'ün kaldığı Dertlinin Alin'in evinden almak için bir akşam vakit arkadaşlarıyla baskın yaptığını biliyoruz. Şikayet ettikleri için resmi makamlar peşlerine düşer. Kimi kaçar kimi yakalanır. İzmit'e kaçan Selamoğlu ise akrabası Bodrum karakol onbaşısı Alin'in " seni affettireceğim, oğlunda doğdu" haberi üzerine Bodrum'a döner ve Çerkez Kaymakam ( Ömer Lütfi Türk) tarafından Halil Efe'yi bulması şartıyla affedilir. Güssün ile günlerini geçirmekte olan Halil Ali'den şikayetini geri almasını isterse de olumlu bir sonuç alamaz. Bundan sonra da Halil efe'nin ordan oraya kaçıp gizlenmekle geçecek günleri başlar.Güssün ile birlikte ilk günlerini Ezedin (İzzettin) ve etrafındaki dağlarda geçirir. Halil Efe'nin çoğu zaman yaşadığı yer, Elif'in mandırasının Batı yanındaki Gablangıç Dağı'nın doğu yamacındaki, ağzında kocaman ve yassı bir taş duran bir mağra olmuştur. Zaman zaman Pınarlı, Karageriş, Müsgebi (Ortakent), Gümbet, Koyunbaba, Gökseki, Geriş'te ortaya çıkıp, dost muhabbetlerine ketılan kaçak çift bir Eylül sonu akşamı Yalıkavak'taki Havıt Yakası'nda Mahmut Çavuş'un deniz kıyısındaki evine konuk olurlar. Çerkez Kaymakam'ın, eski arkadaşı Selamoğlu Mustafa'ya yakalanması için yüz lira verdiğini, hakkında vur emri olduğunu duyunca Halil Efe Güssünle bu kez küdür'e geçer. Bu arada Şaplıkaya'dan Küdür sahiline inen Selamoğlu küçük saz bir damda, yanında 13 kişiyle bir muhabbete kemanesini çalmakta olan Halil Efe'yi görür. Çakır Güssün de bir yandan içkisini içmekte, bir yandan oynamaktadır. İki arkadaş başlar. Halil Efe Selamoğlu'nun "Teslim ol" çağrısını, Şerifalioğlu İbrahim Çavuş'un mektubuna "Efe'nin ölüsü dağda kalır" diye yanıt verdiğini hatırlatarak,"ölsem de teslim olmam " diye geri çevirir. Halil Efe ve Çakır Güssün Çökertme (Gerişaltı)' den adalara kaçmak üzere bir sandala çıktıkları yolculuklarına, Hacı Eyüp Burnu'nda Bodrumlu kaptan Rum Kosta Pabo ve tayfası Andon'un skafi tipindeki kangavasına binerek devam ederler. Onları oradan uğurlayan yanlızca Küdürlü Çoban İbrahim (İbrahim) olmuştur. Ancak esen lodos ve bunu fırsat bilerek dümeni Aspat'a kıran Rum kaptanla tayfanın onu yakalatmaya yönelik planları vardır. Dümen Aspat'a doğru kırıldıktan sonra içki faslı başlar. Efe Güssün içkilerine balık zehri katıldıklarından habersiz derin bir uykuya dalarlar ve Aspat'ı geçip Bitez'e (Ağaçlı) geldiklerinin farkına bile varmazlar. Plan gereği Bitez iskelesinin doğusundaki kıyıya dik gelen duvarın yanındaki koca Melengeç ağacın karşısına, açıkta gece demir atılır. Gangavadan yüzerek kıyıya çıkan tayfa Bodrum'a giderek Çerkez Kaymakam'a haber verir. Çerkez Kaymakam, Halil Efe'yi yakalatmak için karadan İbrahim Çavuş kumandasında bir kuvvet, denizden de piyade gol kıyıyıla Golcubaşı Barkanın Ali Kaptan ve arkadaşlarını gönderir. Çelebi Adası'yla Ada Boğazı arasında ufaklı teknelerle, kıyı da efeyi görmek isteyen insanlarla dolar. Eski telgrafhane iskelesine getirilip kollarından ve bacaklarından tutularak, başı başı iskelenin taşlarına vurula vurula kıyıya çıkarılan Halil Efe, oradan da ayaklarına ip bağlanarak Eski Hükümet Konağı'nın çifte kemerli dış kapısından sürüklenip geçirilerek Konak kapısının deniz tarafı penceresi dibine getirilip bırakılır.Üzeri hasırla örtülü olarak gece geç vakitlere kadar kalan Halil Efe, Eski Hükümet Konağı'nın karanlık hapis odasına konur. Bir ara Çerkez Kaymakam Efe'nin yanına gelip "-Senin gibi bir beladan kurtulduk" demesi üzerine Efe'nin karşılığı "Ben bu yaradan ölmem, gine gurtulurum" Gece saat bir sıralarında karanlık hapis odasının kapısı açılır,Ömer Çavuş içeri girer. Halil Efe'nin son sözü "Su" olur.Buna karşılık Ömer Çavuş: "-Köpek, daha sumu istiyorsun?" diyerek Efe'nin boğazına sarılır ve onu boğarak öldürür. Ertesi gün, bitişik hapis odasında kalmakta olan efenin arkadaşlarından Karakayalı Mehmet Efe (Ülküm) ve Peksimet'li Mustafa Efe'ye Halil'in mezarı kazdırılır. Öğle sonuna doğru bugünkü halk Bankasının yanındaki iki palmiye arasına, Milas yolu ortasına, koca melengecin dibine yakın açılan ensiz mezara kollarından ve bacaklarından tutularak atılıverir. Çökertme'de zaman durur... Yalnız türküsüyle değil doğasıyla da ünlü... Mavi yolculuğa çıkanların ilk ya da son durağıdır Çökertme. Ama herkes denizin dantel gibi işlediği koylarını, kayalar arasına saklı Gökbel Köyünü, Kargılı ve Arap Bükü'nü değil de ünlü türküsüyle anar Çökertme'yi. Dikenleri yararak Sivrikümes tepesine çıkıp enfes panoramayı izlemek ya da Gökova'nın çatısına traktör-safari yapmak... "Çökertme'den çıktım da Halilim, aman başım selamet Bitez de yalısına varmadan Halilim, aman koptu kıyamet..." diye sürer gider Çökertme'nin ünlü türküsü. Karaova Yörükleri'nin güftesi hüzünlü bir aşk hikayesini konu alıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında bitez de köyün en güzel kızı Çakır Gülsüm ile yağız delikanlı, armut tüccarı Halil birbirlerini sevip nişanlanırlar. Ama köyün kaymakamı da sever Gülsüm'ü. Genç kıza sahip olmayı aklına koyunca haince pusu hazırlar ve Efe görünümlü Halil'i öldürtür. Gülsüm sonunda kaymakama varır ama içi yanarak... Bahtsız aşıkların türküsü yıllardır mavi yolculuğa çıkıp doğal liman Çökertme'ye uğrayan turistlerin dilinde. Milas'a bağlı Gökbel kıyısında yer alan Çökertme'nin nam salmış şöhreti sadece türküsünden kaynaklanmıyor. Denizden gelenleri hayrete düşüren coğrafi bir özelliğe hatta ayrıcalığa sahip Çökertme. Tekneyle yaklaşırken tepedeki Gökbel Köyü'nü göremiyorsunuz. Seneler önce korsanların denizden olası bir saldırısına karşı evler kayalar arasına yapılmış ama yeşilliklerin sardığı çiçeklerle bezeli evler, Gökova Körfezi'nin uçsuz bucaksız manzarasını seyredebiliyor. Buyurun traktör safariye... Köyden ayrılıp biraz da Gökova'nın çatısına çıkmalısınız. Zahmetli olmasına karşın çıkmaya değer güzellikteki kuş uçmaz kervan geçmez tepeden ıssız ve vahşi doğayı izlemenin ne denli büyüleyici ve etkileyici olduğunu yorucu geçen bir yolculuktan sonra anlıyorsunuz. Zirveye tırmanmak için bir çok tatil beldesinde rastlanmadık bir yönteme başvuruyorsunuz "Traktör-safari". Sivrikümes tepesine çıkmak için önce köyün kahvesine uğramalısınız. Burada konuşarak kiralayacağınız traktörle tozlu yolu, çamları ve dik yamaçları aşarak zirveye yakın belirli bir noktaya ulaşıyorsunuz. Daha sonra kısa süreli bir yürüyüş var. Çevreye Akdeniz'de sık görülen (Amadeus aftershave kullananların hatırlayacakları gibi) yoğun piren otu kokusu hakim. Girintili çıkıntılı koylar, masmavi bir deniz eşliğinde traktörden indikten 20 dakika sonra manzarasına doyamayacağınız tepede, Roma döneminden kalmış bazı antik kalıntılarla karşılaşıyorsunuz. Şimdi zirveden Gökova Körfezi'ne bir göz atın. Dantel gibi işlenmiş bir koy, yeşil tepelerle kucaklaşan berrak deniz, ufukta kaybolan tekneler nefes kesen bir panorama oluşturuyor. Fesleğen Bükü, Çökertme yerleşim alanı, Arpa Bükü, Kargılı Bükü ve liman içi teknelerinin gecelediği koyun vahşi manzarası ayaklarınızın altında artık. Datça Knidos'a doğru uzanan Reşadiye Yarımadası'nın bu emsalsiz güzelliği karşısında her şeyi unutup zamanın durduğu! hissine kapılabilirsiniz. Halısı meşhur Gökbel Köyü'nün geçim kaynağı turizm ve halıcılık. Hemen her evin bahçesinde kök boyayla boyanan "Ada Milas" halılarını görebilirsiniz. Köylüler kök boyayı da kendileri elde ediyor. Yünleri boyayıp halı dokuyanlar, gerçek kök boya ve bunlardan yapılmış halı almak isteyenler "buyursun köye gelsin" diyorlar. Ege'nin tipik bitkisi piren, kayısı ve şeftali yaprağından sarı rengi, ceviz yaprağından kahverengi, palamuttan samani kahve, naneden koyu yeşil, çamurda bir hafta yatan yünlerden de siyah renk elde ediliyor. Tera, karanfil, kedi izi, kösele, çentik motifli halıların çerçevelerine su yatağı deniyor. Mihraplı, mihrapsız, ladik gibi çeşitleri 6m2 bir Milas halıyı ekonomik bir fiyata satın alıyor veya istediğiniz ebat, renk ve desende sipariş verebiliyorsunuz. Aynı halıların İstanbul halı piyasasında iki misli fiyatla satıldığını zaten biliyorsunuz. Her gece eğlence var Çökertme'nin bir farkı da yöreye özgü animasyonların yapıldığı gece eğlenceleri. Bölgeye gelen turistler sayesinde uluslar arası şöhrete sahip restoranlarda 6 ay boyunca her gece yat yolcuları için müzikli dans ve folklor gösterileri, doğaçlamalı salon oyunları yapılıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde alkolün etkisiyle iyice coşan turistler nargile keyfi sonrası yatlarına dönüyorlar. Çökertme sahilinde bazı olumsuzluklara da rastlanıyor. Bunların başında ufukta görülen tekneyi kendi iskelelerine bağlayıp restoranlarında ağırlamak isteyenler her dilde konuşan elemanlarını sürat motorlarıyla tekneler daha burundan döner dönmez karşılamaya gönderiyorlar. Bu kıyasıya yarış, ısrar ve rekabet, çoğu zaman yat sahibinin canının sıkılmasına neden oluyor. Yine bakir koyda akşamdan atılan ağların sabah toplanma sırasında saldırgan bir tür olan müren balıklarına da rastlanıyor. Çökertme Türküsü Çökertme'den çıktım da Halil'im aman başım selamet Bitez de yalısına varmadan Halil'im aman koptu kıyamet Arkadaşım İbrahim Çavuş Allah'ıma emanet Burası asbat değil Halil'im, Bitez de yalısı Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası Güvertede gezinirken aman kunduram kaydı İpekli mendilimi örüzger aldı Çakır da gözlü Gülsüm'ümü kolcular aldı Gidelim gidelim Halil'im Çökertme'ye varalım Kolcular görürse Halil'im nerelere kaçalım Teslim olmayalım Halil'im ateş açalım... NASIL GİDİLİR? Bodrum'dan mavi yolculuk turuna çıkan teknelerin ya ilk ya da son uğradıkları durak olan Çökertme Koyu, yakın zaman kadar sadece denizden gelen ziyaretçileri ağırlarken son yıllarda kara yoluyla gelenlerde de önemli sayıda artış gözleniyor. Milas'tan Kemerköy'e sefer yapan minibüsler var. Kemerköy Çökertme arasında ise 9 km.lik bir yol bulunuyor. Gökova sahilinden veya Mazı Gökbel köyünden gelenlerle yat yolcularına Sivrikümes tepesine çıkmak için traktör kiralayan köylülerle temasa geçebilirsiniz. Safariye çıkacaklar yanlarında lastik ayakkabı, şapka veya bandana, diken ve piren otlarının bacakları çizmemesi için uzunca pantolon ve içme suyu almaları (fotoğraf makinası) yararlı olabilir. NE YENİR? Sivrikümes tepesine çıkan gruplar yanlarında getirdikleri ile piknik yapabiliyorlar. Çökertme sahilindeki restoranlarda ise turistik balıklar revaçta. 8-10 kişilik yat yolcuları akşam yemeği için öğle sularından itibaren denizin ortasından sipariş veriyorlar. Odun ateşinde pişen sinarit ve fangri balıkları tavsiye ediliyor. Oldukça fiyatlı balıklar buğulama olarak yapılıp servis ediliyor. Aslında bu çoğu zaman çok önceden tutulmuş derin şokta beklemiş buz balığı oluyor. NEREDE KALINIR? Çökertme'ye gelen turistlerin büyük bölümü yat yolcusu olduğu için konaklamaları da geldikleri teknelerde yapıyorlar. Buna rağmen mütevazı pansiyonlara da rastlanıyor. Bunlardan bir tanesi de Çökertme girişinde yer alan Sönmez Otel. Ayrıca çadır kurup kamp kurabilmek veya ev-pansiyon tutma imkanı bulunabiliyor. |