BODRUM'U ANCAK SANAT KURTARIRBodrum’un 2 bin 500 yıllık tarihi ve üzerinde kurulan medeniyetlerle, yaşayan önemli şahsiyetlerden ilham alan Remzi Kazmaz, şehrin magazin programlarındaki negatif yüzünü de dikkate alarak başlamış belgesel projesine. Bununla, çok güçlü tarihî bağlarından koparılarak sadece deniz, kum, güneş ve gece hayatı olarak algılanan Bodrum’un gerçek kimliğine bürünmesi için bir mücadele sürdürüyor.
Bodrum, yalnızca deniz, kum, güneş değildir. Yaşayan antik kentlerin en önemlisidir. Dünyanın 7 harikasından birinin ev sahibidir. Bu düşünceyle yola çıkan yönetmen Remzi Kazmaz, Bodrum’un 2 bin 500 yıllık tarihini bir belgesele aktardı. İstanbul’da 25 yıl avukatlık yaptıktan sonra emekliye ayrılıp Bodrum’a yerleşen Kazmaz, aradan bir süre geçtikten sonra burada yaşanan ‘kimin eli kimin cebinde’ tabirindeki gece hayatından, kendi deyimiyle ‘ahlaki çöküntü’den rahatsız olmuş ve İstanbul’a dönmeye karar vermiş. Ancak, kentin tarihi ve tarihe olan sorumluluk duygusu peşini bırakmamış ki, 60 dakikalık ‘Antik Halikarnassos Bodrum’u çekmiş. Kazmaz bunu, “Bodrum yozlaşmalar kenti oluyor. Biz bir şeyler yaparak belki Bodrum’u ahlaki çöküntüden kurtarabiliriz. Bu kurtuluşu sağlayacak olan sanattır. Bunu yapınca sorumluluğumu yerine getirmiş olacağım. Bu film bir milat olsun istiyorum.” diyor. Deniz, kum, gece hayatı, magazin, kirli ilişkiler, gasp, küçük/büyük her türlü suç... Ne ararsanız var bu kentte. İstanbul sosyetesi akın ediyor yaz ayları boyunca. Akşamları televizyon kanallarında sürekli yayınlanıyor Bodrum görüntüleri. Hangi ünlü kiminle tatile gitti, hangi kaçamağı yaptı, kimi kiminle aldattı... Bodrum’da çalan tehlike çanları, kendisinden bu duyarlılığı beklemediğimiz insanlar tarafından ortaya konuldu. Arto ve Fatih Ürek, “14 yaşında çocuklar barlarda içki içiyor. Bazıları babasının hesabına yazdırıyor, bazıları 5-6 milyarı nakit ödüyor.” diyerek durumu özetledi. Bir çıkışı da, eğlence dünyasının patronlarından Celal Çapa yaptı. Bodrum’un çöküşü olarak değerlendirdiği görüntülerde, cadde ve sokakların 14-18 yaş arasındaki çocuklarla dolması, su gibi içki tüketimi, harcanan büyük paralar ve hak edilmemiş kazançları anlattı. İşte herkesin zaman zaman şikayet ettiği bu manzara karşısında şikayet etmekten öte bir şey yapan Remzi Kazmaz, kentin belgeselini çekerek daha da kötüye giden bu sürece ‘dur’ demek istemiş. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, Neyzen Tevfik, Heredot, Büyük İskender, Kraliçe Ada, Artemisia gibi isimlerin yaşadığı kentin, ‘Sadece deniz, kum, güneş değil; tarih ve medeniyetlerin başkenti’ olduğunu anlatmak için kolları sıvamış. Yazar, şair, sanatçı ve tarihe ışık tutan birçok bilim adamının yaşadığı kentin, Karya, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürüne de temel teşkil ettiğini anlattığı ‘Antik Halikarnassos Bodrum’ belgeselini 18 ayda tamamlamış. Temmuz ayı sonunda Bodrum’da galası yapılan ve televizyon kanallarında gösterilmeye başlanacak filmde Bodrumlu sanatçılar Didem Baydar, Ergin Ocaklı, Fedon, İlhami Abut, Nuran Altuğ, Selçuk Aydın, Selda Can ve Merve İldeniz rol alıyor. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de yarışacak filme, Bodrum Belediyesi ve Kaymakamlığı da katkıda bulunmuş. Bodrum’dan kaçıp İstanbul’a dönüyordum İstanbul’da 25 yıl avukatlık yaptıktan sonra şehrin gürültüsünden ve stresinden uzaklaşmak için Bodrum’a yerleşen Remzi Kazmaz, buraya gittikten sonra nasıl bir yanlış yaptığının farkına varmış, hayal kırıklığına uğramış. Düşündüğü, yaşamak istediği Bodrum ile gördüğü Bodrum birbirinden oldukça farklı çıkmış. Tam, ‘Buradaki yaşam biçimi bana ters’ düşüncesiyle bırakıp dönmek üzereyken, arkasından bir güç onu bırakmamış. “Deniz, kum, güneş, her türlü yozlaşma yaşanıyor burada. Çoğunlukla, kaçamak yapmak isteyenler, köşe dönmek isteyenler, fuhuş ticaretine soyunanlar, hepsi burada. Yani ikiyüzlü bir Bodrum var. Dönüyordum, baktım olacak gibi değil. Okumaya başladım ve bu filmi yaptım. Kendim anladıktan sonra diğer insanlara da anlatmak istedim. İnsanlar geçmişini bilirse bir milli şuur yaratabiliriz ve zenginliklere sahip çıkabiliriz.” sözleriyle anlatıyor süreci. “Belki bu yolla Bodrum’u ahlaki çöküntüden kurtarabiliriz. Şehrin gerçek kimliğini koruyalım istiyoruz.” diyor. 2 bin 500 yıllık, birçok kültür ve medeniyete beşiklik etmiş kent için, “Sadece deniz, kum, güneş değil, tarih ve medeniyetlerin başkentidir.” vurgusunu yapıyor Kazmaz. Belgeselin bir başka önemi de var Kazmaz için. Yeni doğan 4 aylık oğlunu eşine bırakarak, kamerayı eline almış ve 18 ay hiç durmadan çalışmış. Bunun bedelinin ağır olduğunu düşünüyor, bu yüzden de belgeseli küçük oğlu Deniz’e atfediyor. Mausoleum için imza kampanyası Bodrum belgeseli, tarihî ve kültürel boyutu yanında siyasi bir nitelik de taşıyor. İlk kadın Amiral Artemisa’nın ‘aşkı ve sadakati’ için kocası Mausole için yaptırdığı ve şimdi Londra’daki British Museum’da sergilenen Mausoleum’un Türkiye’ye getirilmesi için de mücadele ediyor. 1846 yılından itibaren parça parça yurtdışına kaçırılmaya başlanan eser için ilk olarak, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, İngiltere kraliçesine bir mektup yazmış. ‘Mausoleum’un Londra’nın yağmurlu, sisli ve bulutlu havasına yakışmayacağı, onun mavi bir gökyüzü altında, bulunduğu topraklarda olması gerektiği’ şeklindeki talebine olumlu bir cevap gelmemiş. Cevat Şakir’in yıllar önce yaptığı bu başvuru şimdi de Bodrum Sanat Platformu tarafından yapılıyor. Sürdürülen imza kampanyasında 100 bine ulaşıldığında imzalar, Kültür Bakanlığı’na teslim edilecek. Kültür Bakanlığı da, uluslararası anlaşmalar gereğince British Museum’daki anıtı geri isteyecek. Bodrum belgeseli de bu amaçla 4 ayrı dile çevrilerek Avrupa ülkelerine dağıtılacak. Yönetmen Remzi Kazmaz, “Biz British Museum’daki eser için kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz. Alamasak bile Mausolam’in bize ait olduğu duyulsun istiyoruz.” diyor. EMİNE DOLMACI http://turkuaz.zaman.com.tr/ |