Bargilya Şehrin eski adı eski bir mitolojiye göre verilmiştir.Bargilya Şehrin eski adı eski bir mitolojiye göre verilmiştir.

Efsaneye göre; Korinthos şehrinin kurucusu Glaukos’un oğlu kahraman Belerophen (Belerofontes) arkadaşı Bargylas’ın, Pegasa’nın(kanatlı atının) bir çifte atmasıyla ölmesine çok üzülmüş ve şehri O’nun daima hatırlanması düşüncesiyle yaptırmıştır.

View the embedded image gallery online at:
http://www.bodrumlu.com/bargilya.html#sigProGalleria79a34f1723

Eski şehrin kalıntıları Güllük beldesinin güney batısında,Tulz (Boğaziçi Köyü) denilen yerin yakınındadır.Varvil diye anılır.Ancak köyün adı bugün DÖRTTEPE olarak değişmiştir.

Tarihçi Strokan,Mindos’tan gelen Bargylia bir şehir adına daha layıktır.Onun yanı başında Artemis Cyndias mabedi olup,ora halkının deyişine göre,mabedin etrafına yağmur yağsa bile üzerine hiçbir damla düşmez derken hem şehrin büyüklüğünü,hemde tapınağın kutsallığını anlatmak istiyor.

Tapınağın yeri bugün Bargylia kalıntılarının doğusunda bulunan Kemikler köyünün altındaki küçük tepede saptanmıştır.Bu tepeye ayrıca,Bargylia’yı (M.Ö.197) yılında Mekodonya Kralı V.Filip’in elinden alan Romalılar Hiristiyanlığı kabul edince birde Kilise kurmuşlardır.

Yapılan kazılarda bazı mermer bloklar ve tanrıçaya yazılmış kitabeler bulunmuştur.Ayrıca çıkan sikkeler incelendiğinde Bargylia’da M.Ö I yy da Roma tarafından sikke kesildiğini(bir çeşit para) ve bunların üzerinde Belerophon’un,Pegasa (Uçan ata)binmiş halini veya baş tanrıça Artemis’in resmini görebiliriz.

Bargylia,M.Ö.V.yy da Attitika-Delos deniz birliğine bağlıymış.İskender,Suriye ve Mekodonya devletlerinin himayesinde yaşamış, sonunda Roma imparatorluğuna katılmıştır.Bizans devletinin yaşadığı yıllarda “piskoposluk merkezi”olmuş.Eski şehir üzerinde herhangi bir yerleşim birimi olmadığı halde,çok harap olmuş bir kale,yontulmuş büyük bloklardan yapılan surların bir kısmı Roma imparatorluk devrine ait küçük bir mabet enkazı,bir tiyatro harabesi,şehir meclisi binası,su kemerleri ve mezarlar bugün görülen kalıntılardır.

Bargilya-Tuzla

Bodrum’a Milas üzerinden gelenler, anayoldan ayrılıp 4 km gidince Bargilya köyüne ulaşırlar. Güllük körfezinin kıyısında, Varvil koyuna uzanan yarımadanın ucunda, binlerce yıllık uygarlığın mirası antik kalıntılarla iç içe şirin bir balıkçı köyüdür Bargilya. Antik Bargylia kentinin kalıntıları, köyün hemen üzerinde geniş bir alana dağılmıştır. Bargilya'ya Güllük’ten tekneyle de gelinebilir. Varvil ya da Bargilya koyu bir iç liman gibidir. Antik çaglarda oldukça parlak bir dönem geçiren antik Bargylia’da sütunları etrafa dağılmış tapınak, kabartmalı bir sunak, kısmen korunmuş tiyatro, sütun kaideleri kalmış bir stoa kalıntısı su kemerleri, kent surları, mezarlık hala görülür.
Tuzla kuş cenneti de Bargilya yakınlarındadır. Sulak alanın gözdesi flamingolardır.

Bargylia, Bodrum yarımadasının kuzeyinde, Güllük körfezinin güneyinde evvelce Iasos körfezine açılan fakat bugün dolmuş olan dar ve derin bir koy’un (Varvil ) oluşturduğu küçük bir yarımadadaki tepecik üzerindedir.
Bargilya sözcüğü, Prof. Bilge Umar’a göre M.Ö. 2000 de Luwi veya M.Ö. 1000’de Karia dilinden gelmiş “yüksekteki yer” anlamındadır, Byzantion’lu Stephanos, Bargylia’nın eski isminin “Andanos” olduğunu yazmaktadır. Ancak bu ismin Hellen dilinde bir anlamı bulunmamaktadır. Antik çağlarda kent isimleri veya o kentin kahramanları mitolojik öykülerle bağlantılıdır. Buna göre Bellerophon’un, kanatlı atının attığı bir çifte ile yakın arkadaşı Barglos ölmüştür. Buna çok üzülen Bellarophon’da arkadaşının anısına bu kenti kurmuştur. Bu nedenle de Bargylia sikkeleri üzerinde Pegasus tasvirlerine yer verilmiştir.

Kentin ismine ilk kez M.Ö. V.yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliğine ödenen vergi listelerinde rastlanmıştır. Büyük İskender’in Karia’yı ele geçirmesinden sonra kenti üs olarak kullanmıştır. M.Ö. III.yüzyıldan sonra kent büyük gelişim göstermiştir. Bu dönemde kentin Artemis Kindyas tapınağına sahip olduğunu Strabon’dan öğreniyoruz. Hellenistik çağda da isminden söz ettirmiş, Pergamon krallığının donanması da limanından yararlanmıştır.

Bargylia, Apameia barışından sonra Rodos’un egemenliğine girmişse de kısa bir süre sonra Roma’dan yana olmuştur. Bu dönemde kent sikke bastırmıştır. Hıristiyanlık devrinde ise bir piskoposluk merkezi konumundadır.
Bargylia’da bilimsel bir kazı yapılmamıştır. Bu nedenle de kentle ilgili bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Günümüze İlk Çağ surlarından bazı parçalar,mabet temelleri,kabartmalı bir sunak,tiyatro kalıntıları,küçük bir odeon,stoa kalıntısı,Roma çağı su kemerleri,Bizans dönemi sur’u ve nekropol’e ait bazı parçalar gelebilmiştir.

Burada Arthemis Kindyas’ın çok saygı gördüğü adına yapıldığı yazılan mabetten anlıyoruz. Alçak bir tepeciğin kuzeyindeki kalıntılarda Roma izleri açıkça görülmektedir. Kabartmalı sunak üzerinde uzun elbiseli,elinde okuyla Arthemis Kindysos, Lir çalan Apollon ve uzun pelerinle bir erkek tasvir edilmiştir. Büyük bir olasılıkla bu erkek kente adını veren Bargylos’dur.

Tiyatronun güney duvar parçaları günümüze ulaşabilmiştir, Cavea’nın parçaları ise yerlerinden sökülerek başka yerlerde kullanılmıştır. Sir Charles Newton burasını gezerken Odeon’un oturma sıralarını görmüşse de günümüzde bunlardan da hiçbir iz kalmamıştır.

Go to top