
|
|
Bodrum Yarımadası
- Neyzen Tevfik
- Zeki Müren
- Halikarnas Balıkçısı
- Çökertme 3
- Çökertme 2
- Çökertme 1
- Bodrum Tanıtım Filmleri 5
- Bodrum Tanıtım Filmleri 4
- Bodrum Tanıtım Filmleri 3
- Bodrum Tanıtım Filmleri 2
- Bodrum Tanıtım Filmleri 1
- Bodrum'un Eski Fotoğrafları 3
- Bodrum'un Eski Fotoğrafları 2
- Bodrum'un Eski Fotoğrafları 1
- Bodrum
- Meltem Motel
- Türkbükü Otel
- Eda Motel
- Bronze Hotel
- Kriss Otel
- Hotel Olivia
- Arzu Hotel
- Viras Otel
- Yalıkavak Bodrum
- Konacık
- Bağla
- Güllük
- Sandima Bodrum Fotoğrafları
- Bodrum Fotoğraf Galerisi
- Yalıçiftlik Fotoğraf Galerisi
- Güvercinlik Fotoğrafları
- Bodrum Kalesi Fotoğrafları
- Göltürkbükü Restaurantlar
- Gümüşlük Fotoğrafları
- Turgutreis Oteller
- Turgutreis
- Gündoğan
- Yalıçiftlik Oteller
- Yalıçiftlik Yalı Beldesi
- Bodrum Hakkında
- Ortakent Yahşi Oteller
- Türkbükü Oteller
- Ada Boğazı Akvaryum
- Ortakent Yahşi, Bodrum
- Bitez
- Mumcular
- Kargı Oteller
- Karaincir Oteller
- Kadıkalesi Oteller
- Güvercinlik Oteller
Who's Online
|
|
| Gümüşlük |
|
Deniz, güneş, toprak, kum, hava ve yeşilin coşkun tonları, rengarenk çiçek ve bitki türü... Bütün bu doğa harikaları burada birleşerek ruh ve zenginlik kazanmışlardır. İnsanlarda bunları kucaklamak için yüzyıllardır bu kıyılara taşınmıştır. Antik Myndos uygarlığında kalan sur kalıntıları, deniz altındaki dalgakıran, tarihi çeşmeler, kiliseler, sarnıölar, mezarlar, kuyular, paralar ve küpler senelerce evvel buralara yerleşenlerin o günlerde bile bu güzelliklerin farkında olduklarının kanıtlarıdır. Bu yaşlı belde tarih ve kültür zenginliğini bu günlere kadar taşıyarak hak ettiği sevgiyi bulmuştur. Gökkuşağı gibi renkli, bu yörede yaşayan insanlar; bir ayağı karada, bir ayağı denizde, ekonomik ve sosyal gelişmelerini çağlar boyu sürdürmüşlerdir. Denizin elli kulaç derinliklerine meydan okuyarak dalıp ekmek arayan sünger avcıları bu kıyılarda gelişmişlerdir. Özgürlüklerini arayan Heredot´a, Artemis´e, Kral Moussollos´a, Turgut Reis´e evsahipliği yapmış, onbinlerce insanı barındırmış ve kucaklamış kıyılardır buralar... Eski Myndos Kenti kalıntıları ile iç içe yaşayan Gümüşlük Köyü, buraya ilk gelenleri büyüler. Yöreyi tanıyanlar ise her fırsatta buraya gelerek sunulan güzellikleri tekrar tekrar yaşamak isterler.
Bodrum´dan kara yolu ile gelirken, daha sahile inmeden Peksimet Boğazını geçip, yel değirmenlerinin olduğu tepeyi aştığınızda görülen manzara mavi, yeşil ve beyazın mükemmel bir karışımıdır. Kıvrılarak sahile inen yol boyunca narenciye bahçeleri, zeytinlikler, begonviller, şebboylar ve sıcak kanlı köylüler karşılar sizi. Beyaz taş evlerinin hayatlarından el sallarlar size. Dağ ve yamaçlarda dört mevsim hayvanlar düğün eder. Bin bir otu ve çiçeği fışkırtan bu yerde makiler çalı değil; çiçektir. Gübre istemez, denilen bu topraklarda, bahar gelince sırtlar, yamaçlar, kırmızıdan pembeye, beyaza, mora, sarıya boyanır. Yalıkavak üzerinden Geriş´i geçip Çoban Burnu mevkiine geldiğinizde kuzeyden Gümüşlük´e yaklaşırsınız. Burada Ege´nin sonsuzluğunu seyrederken, aşağıda Koyunbaba Koyu sizi oraya inmeye zorlar. Bıçakla kesilmiş gibi duran kayaların ilginç yapısını yakından görmek istersiniz. Halkın, ot kayası diye adlandırdığı bu yumuşak görüntülü yeşil blok kayalar; bir zamanlar dünyanın yedinci harikası Mozole´nin temeline ve Bodrum´un şehir surlarında, denizden denize gemilerle götürülerek kullanılmışlardır. Denizin ve rüzgarın etkisiyle aşınan kayalar buraya ayrı bir görünüm kazandırır. Üzerindeki sarı ve mor çiçeklerse yanlız buraya özgü olup, kurusalar bile renklerini kaybetmezler. Koyunbaba´dan sonra; incirliklerin, zeytinliklerin varlığını halen koruyan asırlık damların ve çitlembik ağaçlarının içinden geçerek tarihi Myndos Kenti´ne gelirsiniz. Yukarıdan bakınca Leleg´lerin burayı niçin yerleşim merkezi seçtiklerini daha iyi anlarsınız. Denizle karanın uyumlu birleşimi ve adaların muhteşem görüntüsü sizi hayran bırakır. Eski Myndos uygarlığından kalma eserlerden, stadyum, tiyatro, surlar, mozaik platolar, Dalgakıran´dan kalıntılar görülebilir. Bizans çağından kalma kilise bugün sanat evi olarak kullanılmaktadır. Antik çağda öyle bol ve meşhur şarabı varmış ki deniz suyu ile içildiğinde derde deva olurmuş. Bozdağ´dan çıkarılan gümüş madeninden dolayı Gümüşlük adını almış bu yörede, yamaçlarına tutunmuş evlerden sarkan çiçekler buranın güneşinden ve havasından olacak, sizi imrendirir. Çiçekli bir köy evine girin ve oranın hayatından denizden batan güneşi mutlaka seyredin. Evlerin içindeki, kendi dokudukları, ipliğinden maviyi eksik etmedikleri Gümüşlük kilimlerini görün, küçücük pencerelerindeki el emeği göz nuru kanaviçe veya dantel perdelere bakın, Ege kültürünün çok renkliliğini yaşayın orada. Gümüşlük günün kapısını geç açar, geç kapatır. Güneş dağlardan kendini gösterirken ne kadar nazlı davranırsa, batarken daha da nazlanır. Batıdaki Yunan adalarının ardından kaybolduktan sonra bile kızıldan mora çeşitli renklerin dansı uzun süre devam eder. Bu görkemli doğa olayını izlemek bir ayrıcalıktır. Kıyının her bölgesinde, sahilden veya açıktan, kayaların üstünden, yanından her yerinden denize girilebilir bu arada. Mavi Bayrakla ödüllendirilmiş bu sahillerde deniz suyunun berraklığı, temizliği bir harikadır. yüzmek ise dayanılmaz bir keyiftir, bu sularda... Bir de, hiçbir yerde esmeyen o özgür ferahlatıcı rüzgarın altında güneşlenmek çok daha başkadır. Kışın ve yazın bu özgür rüzgar eksik olmaz; yoksa tepelerde bu kadar değirmenin, denizlerde bu kadar yelkenlinin işi neydi? Süngercilik ve balıkçılık babadan kalma meslektir bu yörede, balık yerleşik halkın sofrasında ekmekten sonra gelir. Yaşar, Çavuş Adası´nın arka yönünde fok balıkları buranın insanları ile beraber olmaktan keyif duyarak yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Bugün yerli,yabancı Gümüşlük´e uğramadan yapamaz. Deniz,yosun ve balığın kokusuna hiçbir yerde bu kadar yaklaşamazsınız. Muhteşem Gümüşlük geceleri başladığı zaman, yıldızların parıltıları koyun durgun sularında oynaşmaya koyulur. Yalı boyunca dizilmiş rengarenk lokantalar size kucak açar ve bütün Yarımada´nın en güzel balığının Gümüşlük´te sunulduğunu kanıtlarcasına hemen deniz kıyısında hazırladıkları o doyumsuz mezelerle donatılmış masalarına oturmadan yapamazsınız. Ve o Çok sessiz geceler, adeta Myndos Tanrıları´nın yıldızların arasından selam gönderir, duygularını yaşarsın ve muhteşem gecelerde hiç uyumak istemezsin. GÜMÜŞLÜKTanrı bu beldeye elindeki tüm güzellikleri sunmuştur. Deniz, güneş, toprak, kum, hava ve yeşilin coşkun tonları, rengarenk çiçek ve bitki türü...Bütün bu doğa harikaları burada birleşerek ruh ve zenginlik kazanmışlardır. İnsanlarda bunları kucaklamak için yüzyıllardır bu kıyılara taşınmıştır. Antik Myndos uygarlığından kalan su kalıntıları, deniz altındaki dalgakıran, tarihi çeşmeler, kiliseler, sarnıçlar, mezarlar, kuyular, paralar ve küpler senelerce evvel buralara yerleşenlerin o günlerde bile bu güzelliklerin farkında olduklarının kanıtlarıdır. Bu yaşlı belde tarih ve kültür zenginliğini bugünlere kadar taşıyarak hak ettiği sevgiyi bulmuştur. Gökkuşağı gibi renkli, bu yörede yaşayan insanlar, bir ayağı karada, bir ayağı denizde, ekonomik ve sosyal gelişmelerini çağlar boyu sürdürmüşlerdir. Denizin elli kulaç derinliklerine meydan okuyarak dalıp ekmek arayan sünger avcıları bu kıyılarda yetişmiştir. Özgürlüklerini arayan Heredot’a, Artemis’e, Kral Maussollos’a, Turgut Reis’e, ev sahipliği yapmış,on binlerce insanı barındırmış ve kucaklamış kıyılardır buralar. |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

Gümüşlük, kültür tarihinin beşiği, Anadolu´nun koy, burun, Yarımadası´nın en batı ucunda doğanın sunduğu nimetlerden nasibini fazlasıyla almış, şanslı bir beldemizdir.
